Yorgun, Bitkin, Ölgün

14 Ağustos 2009
Evet efendim dün akşam saatleri itibariyle Ankara’dan döndüm. Aslında dün bir şeyler yazacaktım fakat o kadar yorgundum ki elim ayağım tutmuyordu. Hatta Derince TCDD Lojmanlarından komşumuz olan Mete abim iş için bir günlüğüne İzmir’e gelmiş, daha kapıdan içeri girerken beni aradı “Kordondayım gel bira ısmarlayayım” diye, ona bile hayır demek zorunda kaldım. Malum, iki günde yirmi saate yakın araba kullanınca insanın bu hale gelmesi normal. Aslında sadece yol değil, bir de Ankara’nın içinde araba kullanınca bu yorgunluğun etkisi daha da artıyor.
Giriş 1

Giriş 1

Ankara trafiği demişken; o nedir be abi? Hayatımda gördüğüm en rezil trafik. İstanbul trafiği Ankara trafiğinin rezillik bakımından yanına bile yaklaşamaz. Şehir içi ortalama hız 120 km. Herkes cambaz olmuş. Adamlar üç şeritli yolda sanki Need For Speed oynar gibiler. Sağdan bir araba çıkar, en sol şeride atlar, soldaki üç şerit geçip zınk diye yolun sağında durur. Ankara Büyükşehir Belediyesi de o yolları ne güzel yapmış. İzmir’de on dakika içinde gittiğiniz mesafeyi Ankara’nın karışık ve arapsaçı yollarında yarım saatte alıyorsunuz. Bu nedir yahu? Dolan dolan bir türlü gideceğiniz yere varamıyorsunuz Fredy’nin Kabusları’ndaki gibi. Tabelalar desen göt kadar. Hem de yol ayrımının tam başladığı yerde. Şunu biraz ayrımdan önceye koy da şoförler ona göre yollarını ayarlasınlar.

Giriş 2

Giriş 2

Neyse. Kardeşimi birliğine teslim ettik. Ankara İl Jandarma Komutanlığı. Kapıda kalabalık vardı tabi. Ama aileler çoğunluktaydı. Çok da beklemedik. Yine kapıda bir sürü işgüzar asker. Yok “orada durmayın”, yok “şurayı geçmeyin”, yok “fotoğraf çekmeyin”.  Gerçi onlarda kendilerine söyleneni yapıyorlar ama insanlar tabi ki fotoğraf çekecekler. Herkesin başına hayatında bir defa gelen bir şey bu. Kayıt altına almadan olur mu? Anlayacağınız saçmalıklar daha kapıdan başlıyor. Kendisinden aldığımız ilk haberlerde kaldığı yerin beş yıldızlı bir otel gibi olduğunu öğrendik. Ayrıca bugün itibariyle ilk eğitimine çıkmış. Botu çok vuruyormuş ve ayağının her yeri acıyormuş. Eziyetten başka bir şey değil anlayacağınız şu askerlik.

Ankara

Ankara

O gece bir akrabamızda kaldık. Tabi yorulduk. İnsan yorgun olmaya görsün bir. İçinden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Ayrıca Ankara’nın havasından da bahsetmeden olmaz. Ne kadar güzel bir havadır. Sabah serin, akşam serin. Gerçi giderken yol boyunca Afyon, Uşak, her yer serindi. İzmir neden böyle değil?

Ankara 2

Ankara 2

Bu arada kardeşimi Ankara’ya götürmeden bir gece önce “Turkcell sponsorluğunda :) ” kendisinin şerefine Urla’da bir yemek verildi. Gece geç vakitte eve dönerken de çevirmeye yakalandım. 45 promil çıktı. 5 promille kaçırdım yani. Olsun artık önümüzdeki çevirmelerde aşmaya çalışacağız :)

Alinin şerefine verilen yemek

Ali'nin şerefine verilen yemek

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yap

badak

  • Yazı Takvimi

    Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829  
  • Bir Yıl Önce

    • Bu tarhte yazı yoktur
  • Facebook

2008 - 2012 MemoBlog
Atari Oyunları