X Grubum Revolver
17 Aralık 2008
Spread Your Soul Demo (2002)
Revolver 2001-2004 tarihleri arasında benimde üyesi olduğum Thrash Metal grubuydu. Grubun benden öncesi de vardı tabi. İzmir içinde çeşitli yerlerde konserler vermiş daha sonra benden önceki gitarist-vokalist arkadaşla anlaşamamışlar ve kendisini oy birliği ile gruptan uzaklaştırmışlardı. Revolver çok demokratik bir gruptu. Her şey tartışılır oy birliğiyle bir sonuca bağlanırdı. Gruba ilk katıldığımda bu duruma çok şaşırmıştım.
Benden önceki Revolver’dan bildiğim kadarıyla bahsedeyim. Revolver, Metallica ve Megadeth coverları yapan bir gruptu. Çeşitli yerlerde konserler vermişler ama tam anlamıyla ses getirecek bir düzeye gelememişlerdi. Yanılmıyorsam 1999 yılında kurulmuş ve bir dizi eleman değişikliği yaşadıktan sonra yavaş yavaş kadroda bir oturma olmuştu. Grup o zaman hiçbir şekilde kendi bestelerini yapmayı düşünmemiş tamamen cover parçalar üzerinde yoğunlaşmıştı. Sanırım o zamanlar yani benden önce çalışmaların üzerine fazla düşmemişler. Bunun nedeni yaşla da ilgili olabilir, o zaman ki şartlarla da. Tam olarak bunu bilemiyorum.
Daha sonra iş yerimde internette dolaşırken üyesi olduğum bir müzik sitesinde Revolver’ın ilanını gördüm. Gitarist-vokalist arıyorlardı ve Metallica Megadeth parçaları çalıyorlardı. Tam bana göre diye düşündüm. Üstelik de Bornova’lı bir gruptu. Hemen arkadaşlarla bağlantıya geçtim ve bir hafta arası arkadaşlarla Bostanlı’da buluşma yaptık. Açıkçası ilk intiba arkadaşların öyle de fazla metal müzikle ilgilenmeyen tipler olduğuydu. Görünüş ve davranış olarak tabi. Ama bunu kötü bir şey olarak algılamadım çünkü bende biraz öyleydim. Böyle mavi gömlekli, kot pantolonlu normal rockçı formundan uzak bir şekilde gitmiştim bu buluşmaya. Tanışma faslından sonra muhabbet yavaş yavaş ilerlemeye başladı. Hepsi iyi çocuklardı. Kendi kendime gerekten doğru bir yerde, doğru insanlarla olduğumu düşündüm ki hayatımda çok az defa bu şekilde düşünmüştüm.
Sohbet ilerledikçe arkadaşların ne kadar cana yakın olduklarını anladım. Öyle burnu kalkık havalı metal tayfasından olmadıkları belliydi. Elime bir elektro gitar tutuşturdular, birkaç şarkı notası koydular çalmamı istediler. Bir şeyler çaldım ama ne çaldığımı hatırlamıyorum. Sonra bir solo atar mısın dediler, onu da yaptım. Ama olay bir sınama ya da sınav havasından çok uzaktı. Kahkaha, muhabbet had safhadaydı. O anda gruba girdiğimi anlamıştım zaten. Çünkü ne çalsam arkadaşların çok hoşlarına gidiyordu. Tepkileri benim açımdan mükemmeldi. Sonra Cumartesi günü ekipmanlarımla “dükkan” diye tabir ettikleri yere gelmemi istediler. Orada da bir çalışma yapmak istediklerini söylediler ama onlar da ben de artık bunun bir formalite olduğunu biliyorduk. Hatta o kadar emindim ki oraya giderken hiçbir parçaya çalışmamıştım.
Neyse, Cumartesi güzel bir çalışmadan sonra beni Revolver’a aldıklarını söylediler. Çok fazla bir tepki verdiğimi hatırlamıyorum çünkü kendimi zaten alıştırmıştım. Hemen çalışmalara başladık. Grubun daha önceden çaldığı parçaların çoğunu zaten biliyordum. Sadece bazı parçaların bazı yerlerini kendilerine özgü şekilde değiştirmişlerdi. Bana o yerleri gösterdiler. Sonraları Revolver’ın kendi parçalarının olmadığını fark ettim. O dönemlerde de zaten ben kendi çapımda besteler yapıp bilgisayar ortamında kayıtlar yapıyordum. Bir gün elimde sözler ve aklımda tamamı bitmiş bir besteyle dükkana gittim. Elimde böyle bir şey var çalalım mı dedim? Zaten onlar bir şey demeden parçanın ana riffini çalmaya başladım. Tepkiler müthişti. Kısa bir öğrenme aşamasından sonra parçayı çalmaya başladık. Herkes kendi fikrini söyledi ve parçaya yavaş yavaş uyguladık bunları. Ortaya çok sıkı bir parça çıkmıştı.

Revolver Bursa Konseri (2003)
Bir yıl içinde yaklaşık 6-7 beste yaptık. 2002 yılında ise 2-3 konser verdik. Seyircinin tepkisi muhteşemdi. O zaman anladık ki bu ülkede insanlar Thrash ve Heavy Metal’e gerçekten özlem duyuyorlar. Özelikle bizim yaşatmaya çalıştığımız 90’lı yılların sert müziğine. Çünkü o dönemlerde black metal, Swedish metal, hede hödö metal diye pek çok abuk subuk, sözde metal türü çıkmıştı. Ama biz olayın özünü yapıyorduk. Bunun geri dönüşümü de mükemmel oluyordu. 2002 yılında Ege Üniversitesi tarihinin ilk gece konserini verdik. Üstelik zifiri karanlıkta. Yaklaşık 1000 kişi izlemişti bu konseri. Acayip coşmuştuk. Biz en son grup olarak çıkacaktık. Fakat bizden önceki grupların lakayıt davranışları yüzünden süre uzamıştı. Bize çıkmayacağımızı söylediklerinde bir çıngar çıkacağını düşünmüştüm. Çünkü bizim çıkmamızı bekleyen gayet ciddi bir izleyici kitlesinin olduğunu görüyor ve biliyordum. Çeşitli görüşmelerden sonra saat 9’a yaklaşırken çıktık. Ama ne çıkış! Bir anda kıyamet koptu. Sahneyi yumruklayanlar, hoperlörleri tekmeleyenler… Sahneden bakıldığı zaman aşağıda mükemmel bir çoşku vardı. Yalnız her şarkı bittiğinde ses sisteminin sahibi adamın yanıma gelip “abi bitirin artık” demesi kızdırıyordu beni. Konsantre olamıyordum bir türlü. Baktım olmayacak 4. şarkıdan sonra mikrofona “Bu adam bitirmemizi istiyor? Ne yapalım?” dediğimde seyircinin verdiği korkunç tepkiden korkmuş olacak ki adamcağız bir daha sahneye çıkamadı. Zaten elimizde 12 parçalık bir liste vardı. Bir şarkıyı bile çalmamayı hiç düşünmedik. Saatin 10 buçuğa yaklaştığını öğrendim bir ara. Aşağıya baktığımda ses sisteminin sahibi olan kişinin sürekli bana işaret yaptığını görüyordum fakat görmemezlikten geliyordum. Adamın gözünü karartıp tekrar sahneye çıkabileceğini düşünerek çalacağımız son 3 parçayı yekpare yapacağımızı arkadaşlara söyledim. En azından ara olmayacak ve bu adam tekrar sahneye çıkma çabasına girmeyecekti. Son 3 şarkıyı çok iyi hatırlıyorum. Bize ait olan Epitaph, Metallica’dan Seek And Destroy ve en son ve en gaz olan So What… Gerçekten mükemmel bir final olmuştu.

Revolver
2002 yılının kış aylarında Spread Your Soul adındaki ilk demomuzu çıkardık. Demoda 6 adet parça bulunuyordu. Tabi bunun öncesinde Imitation Of Life ve Brainkiller adlı parçalarımızı da ayrı olarak kaydetmiştik. En azından kayıtta neler yapabiliyoruz o zaman görmüştük. Çünkü kayıt olayı, konserde çalmaktan çok çok komplike ve zor bir şey. Demomuz çeşitli illerde satışa çıktı. Bu demodan hiçbir şekilde bir kar etmeyi düşünmüyorduk. Tek amacımız daha çok kişiye ulaşabilmekti ve demonun arkasında çok ciddi fedakarlık ve çalışma vardı. Neredeyse her Allahın günü kayıt yapıyorduk. Olmuyordu siliyorduk tekrar yapıyorduk. Olmadı baştan yapıyorduk. Zaten bu yüzden Ağustos’ta çıkarmayı düşündüğümüz demo taa Kasım’da çıkmıştı. Bu arada da basçımız gruptan ayrılmış yerine yeni bir basçı gelmişti. Radyo D’de hala yayınlanan ve sunuculuğunu Güven Erkin Erkal’ın yaptığı Maksimum Rock programında 6 ay süreyle The Darklord adlı parçamız her hafta çalındı. Bu demo sayesinde gerçekten çok büyük bir kitleye kendimizi tanıtmıştık. Ayrıca 2003 yılının başlarında Rock Station dergisinde de demonun ve Revolver’ın tanıtımı yayınlanmıştı.
2003 yılında İstanbul ve Bursa’da konserlerimiz oldu. Artık bende Revolver’ın gerçekten kendi tarzını yaratan bir grup olduğunu düşünüyordum. Ayrıca bizim yapmaya çalıştığımız tarzın bir benzerini yapan da yoktu. Herkes black metalle kafasını bozmuş, böğürüp duruyorlardı. Bursa konserinde yanımızda götürdüğümü kayıtlarımızı seyircilere dağıtmıştık. O konser de bizim için enteresan olmuştu. Sahneye çıktığımızda yağmur başlamıştı, konserin ortalarında bir yerlerde elektrikler kesilmişti. Ama tüm bunlara rağmen gerçekten iyi bir performans sergilemiştik. Daha sonra da aynı sahneyi paylaştığımız Türk Rock Müziği’nin baba gruplarından Objektif’in konserini oturup izlemiştik. Konserimizin Pazar günü olması ve ertesi günde iş güç olması sebebiyle gece saat 1 civarı Bursa’dan otobüse binip sabah 6’da İzmir’e inmiştik. Ben eve gelip bir saat yatıp sabah işe gitmiştim. Kısık bir sesle
2004 yılının başlarıydı sanırım. Nedenini hala bilmediğim, anlamadığım bir şeyden dolayı Revolver dağıldı. Nedenini gerçekten bilmiyorum. Herhalde arkadaşlar bir şekilde yavaş yavaş müzik olayından ya da tarzımızdan kopmaya başladılar. Gerçekten bilmiyorum. Hiçbir zaman “ayrılalım, bırakalım artık, sıkıldım” şeklinde bir konuşma geçmedi aramızda. Zaten son ana kadar yeni parça çalışmalarımız devam etti. Yeni kayıtlar yaptık. Yeni demo çalışmalarımız devam ediyordu. Ama birden bire durdu hepsi. Hepimiz belki biraz ara vermeyi düşündük ilk başta çünkü gerçekten çok sıkı çalışıyorduk. Herhalde bu yüzden sesimizi de çıkarmadık. En azından ben kendi kendime ”herhalde biraz ara vermek istiyoruz” diye düşünmüştüm. Ama bu ara bir dağılmaymış. Bunu 6-7 ay sonra anladım. Belki de hepimiz o zaman anladık.
Etiketler: Brainkiller, Ege Üniversitesi, elimde bir revolver, Epitaph, Güven Erkin Erkal, Imitation Of Life, Maksimum Rock, Megadeth, Metallica, Objektif, Rebirth, Rock Station, Seek And Destroy, So What, Spread Your Soul, The Darklord, Thrash





