The Tripods

02 Mart 2009
The Tripods

The Tripods

TRT 2’nin yeni yayına başladığı yıllardı. Cuma akşamları yayınlanan ve sunuculuğunu Halit Kıvanç’ın yaptığı bir program vardı. Şu an için bu programın ismini hatırlayamıyorum ama yaklaşık 3 saat süren bir programdı. Gece saat 9 civarı başlar ve içinde birçok bölümü barındırırdı. Hatta en ilgimi çeken kısmı bebek yarışıydı. Anne ve babaları bebekleri etrafı çevrili bir parkura koyarlar ve karşıya geçerek bebeklerini kendilerine doğru çağırırlardı. Emekliye emekliye en önce anne-babasına ulaşan bebek yarışı kazanırdı.

Asıl anlatmak istediğim şey bu programın son 25 dakikasında yayınlanan “The Tripods” adlı diziydi. Bir hafta boyunca bu diziyi izlemek için beklerdim. Dizinin gerçekten kendine özgü bir havası vardı. Mesela dizi 2089 yılında geçmesine rağmen tüm dekorlar, kıyafetler, evler vs. ortaçağ İngiltere’sine aitti. Bu da dizideki tüm havayı direkt olarak etkiliyordu. Tam bana hitap eden fantastik bir bilim-kurgu dizisiydi. Üstelik arkasında da BBC gibi büyük bir kuruluş vardı. Hal böyle olunca da dizide kullanılan İngilizce çok anlaşılır bir İngilizceydi. Hoş bu kısmı diziyi yakın zamanda tekrar izlediğimde anladım. Çünkü o zaman TRT’nin dublajıyla izliyorduk.

Yukarıda da bahsettiğim gibi dizi 2089 yılında geçiyor. Tripod diye adlandırılan 3 ayaklı ve yerden yaklaşık 30 metre yüksekliğinde olan metal cisimler İngiltere ve Fransa’yı işgal etmiş, 20’li yaşa gelmiş insanları işaretleyerek onların belirli bölgelerde esir gibi yaşamaya mahkûm etmişlerdi. Esir lafı burada sizi aldatmasın. Çünkü insanlar sanki hiçbir şey yokmuş gibi kendi yaşayışlarına devam ediyorlardı. Üstelik bu yaratıkların kendi aralarında yaşadıklarını ve bir gün kendi çocuklarını da işaretleyeceklerinin farkında olarak. Olayı o kadar kabullenmişlerdi yani. Tabi bu yaratıklar için çalışan insanlarda vardı. Onların görevi de gözden kaçan işaretlenmemiş kişileri bulup bu makinelere teslim edip işaretlenmelerini sağlamaktı. Bu kişiler Nazi Almanya’sının Gestaposu izlenimi uyandırmıştı bende. İşaretlenme olayı da çok garipti. İşaretlenecek olan kişinin saçları kazıtılır, bu yaratıklardan birinin önüne bırakılır, yaratıktan aşağı sarkan bir kol bu kişiyi kavrar ve yukarı çekerek bir kapıdan içine alırdı. Yaklaşık 5 dakika sonra bu şahıs kafasında koca bir işaretle aşağı indirilir ve ufak çaplı bir kutlama yapılırdı.

Bir kesim bunu kabullenmişti ama buna karşı çıkan kişilerde vardı. İşte bu kişiler dizinin başrol oyuncusu olan iki kardeşti ve bütün dizi bu iki kardeşin Tripodlardan kaçması üzerine kuruluydu. Esrarengiz bir dilenciden aldıkları bir harita ve pusulayla Fransa’da bulunan ve Tripodların olmadığı söylenen “White Mountain”e (Beyaz Dağ) doğru yola çıkarlar.

Dizi 1984 yılında çevrilmiş ve 1980’de çıkmış olan “The Trilogy Of Tripods” adlı çizgi romandan esinlenmiş. Yakın zamanda dizinin tüm bölümlerini içeren bir DVD piyasaya çıkacak. Genel anlamda içinde öyle çok da fazla atraksiyon barındırmaması yer yer izleyiciyi sıkma durumuna getirse de bölümler 25’er dakika ile sınırlı bırakılması bu sıkıntının başlamasına fazla da müsaade etmiyor. Her ne kadar arkasında BBC olduğunu söylesek de çoğu dekor elle çizilmiş ve boyanmış olarak karşımıza çıkıyor. Mesela bir sahnede Fransa’daki ünlü Champs-Élysées bulvarında bulunan Arc de Triomphe anıtının yıkık haldeki görüntüsü tamamen elle çizilmiş ve renklendirilmiş olarak karşımıza çıkıyor. Böyle olmasını da dönemin kısıtlı imkanlarına bağlayabiliriz. Ama yine de genel anlamda İngiltere’nin yeşillik ormanlarında geçen bir dizi.

The Tripods’un bir başka ilginç tarafı daha var. Ama bunu orijinal seslendirmesiyle izlediğinizde anlayabiliyorsunuz. Kahramanlarımız İngiltere’den Fransa’ya geçtikleri andan itibaren yollarına çıkan herkesle İngilizce konuşuyorlar. Fransa’da köylülerin bile İngilizce konuştuğunu düşünmek biraz saçma olduğu için dizinin yazarı bu İngilizce konuşma olayını hep kılıfına uydurmaya çalışmış. Mesela kahramanlarımız Fransa’nın bir köyüne geliyorlar ve orada 10 nüfuslu bir ailenin yanında kalmak istiyorlar. Aile bunu kabul ediyor. Daha sonra bu ailenin annesi çıkıp diyor ki: “Madem evimize İngilizler geldi bizde bunu değerlendirelim ve İngilizce konuşarak İngilizcemizin gelişmesini sağlayalım”. Sonra koyu Fransız aksanıyla İngilizce konuşmaya başlıyorlar. 5-6 yaşındaki ufak çocuk bile İngilizce konuşuyor. Kahramanlarımızın tanıştıkları her Fransız İngilizce konuşmak için buna benzer bahaneler buluyor. Velhasıl sizde bir an için olsun 80’lerde nasıl fantastik bilim kurgu yapıldığını merak ediyorsanız The Tripods’un birkaç bölümü izleyip fikir sahibi olabilirsiniz. Zaten hoşunuza giderse tamamını da izlersiniz. İnternette mevcut.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

“The Tripods” için 4 Yorum

  1. Dizinin Dvd si çıktımı acaba.Nereden bulabilirim.Bilgi verebilirseniz sevinirim .Teşekkürler

  2. Evet DVD bu yazıyı yazdıktan yaklaşık 15 gün sonra piyasaya çıktı. Yani 23 Mart 2009 tarihinde. Türkiye’de nerelerde satılıyor bilemiyorum ama internette pek çok alışveriş sitesinde satılmakta. DVD film satan mağazaları kontrol etmekte fayda var. Şunu da belirteyim bu DVD yeni bir film değil. Sadece dizinin tüm eski bölümlerinin yer aldığı bir DVD.

  3. Ali Uzun

    Merhaba Mehmet Bey. Ben de bu diziyi çok severek seyretmiştim. Yanılmıyorsam dizi trt2 de 1986-1987 yıllarında yayınlamıştı. Seneler sonra zeitgeist belgeselinde amerikanın insanlara çip takmayı düşünmesi nedeniyle bu dizi aklıma geldi. Google da arama yapınca sizin sayfanız çıktı karşıma. Dvd sinin çıktığını öğrenmem de hoş oldu. Verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkürler…

  4. Rica ederim Ali Bey. Bu diziyi bilen tek insan olmadığımı bilmek güzel. Zira etrafımda hatırlayan bir allahın kulu yok malesef.

Yorum Yap

domba

  • Yazı Takvimi

    Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829  
  • Bir Yıl Önce

    • Bu tarhte yazı yoktur
  • Facebook

2008 - 2012 MemoBlog
Atari Oyunları