Psikolojik Bir Hikaye
28 Aralık 2008Bir şeyler içini kemiriyor aslında son zamanlarda. Ama uzun uzun düşündüğünde pek de yapacak bir şeyinin olmadığını görüyor. Ufak bir çocuğun vitrinde duran oyuncak bebeğe bakması gibi bakıyor sadece. Pahalı, kocaman bir bebeğe. Düşünüyor çocuk kendince. Belki söyleyecekleri var ona ama o sadece suratında hafif bir gülümseme olan bir oyuncak. Kendisini duymayacağını, ona cevap veremeyeceğini biliyor. Ama hep bir umutla “ya benimle konuşursa” diye gidiyor mağazanın önüne. Ama yok. Bebek onun orada olduğunun bile farkında değil ki. O sadece bir oyuncak. Hem de çok pahalı bir oyuncak…
Çocuk avucunun içinde sakladıklarının aslında ne kadar değerli olduğunun da farkında. O yüzden karamsar değil. Sadece avucundakileri gerçekten görmek isteyen birisine gösterebileceği zamanı bekliyor o kadar.
Yapamıyor çocuk. Boş konuşamıyor bir türlü, saçmalayamıyor. En ipe sapa gelmez konuyu ciddi bir şekilde değerlendiriyor. Fazla da konuşmuyor aslında. Sadece yerinde konuşuyor. Çünkü insanların kendisini boş konuşurken görmesini istemiyor. İnsanları tartıyor önce. Birkaç soru sorunca zaten her şey anlaşılıyor ama karşıdakine fark ettirmeden. Ona tepeden bakmadan. İncitmeden. Kötü bir niyeti yok, sadece kiminle konuştuğunu bilmek istiyor. Çoğu zaman daha farklı bir frekansta olduğunu düşünüyor etrafındakilerden. Bunun iyi mi kötü mü olduğunu da bilmiyor ama tek istediği herhalde sonuca yönelik konuşmalar.
Postacının yolunu gözleyenler gibi şu aralar. Gözleri sürekli yolda. Ama gelen mektubun istediği şekilde bir mektup olmayacağından çok emin. Ama bir umut işte. Kendisini alamıyor. Zaten başımıza ne geldiyse hep umut ettiklerimizin gerçekleşmemesinden gelmedi mi? Hala umut ediyor bir şeyleri. Gerçekleşmeyeceğini bildiği halde. Üzüleceğini bildiği halde. İnsan böyle bir yaratık işte.
Düşünüyor hep çocuk. Her şeyin tehlikeli bir oyun mu, yoksa gerçek mi olduğunu anlamaya çalışıyor. Etrafındakiler hep böyle tehlikeli oyunların içinde olabiliyorlar umarsızca. Ama kendisi bu oyunlara bir türlü dahil olamıyor. Belki de olmak istemiyor. Çünkü bu oyunların bir süre sonra kendisine ve o oyunu birlikte oynadığı kişilere acı vereceğini biliyor. Oysa etrafındakiler o kadar alışmışlar ki bu acılara o oyunları oynaya oynaya. Hiçbirisine bir şey olmuyor. Hiçbirisi oyunun sonucunu düşünmüyor. Ama çocuk korkuyor, kendisine bir şey olacağından değil, bu oyunu oynadığı kişilere bir şey olmasından, oyunun sonuçsuzca bitmesinden.
Etiketler: mevsimlerle ilgili haber, Şiir





