Futboldan Anlamak
14 Aralık 2008Şimdi burada; “ben futboldan anlıyorum” ya da “ben her maçı izliyorum, senin gibi gazetede okuyup gelip kendi fikirlerimmiş gibi insanlara anlatmıyorum” gibi kalitesiz ve düşük seviyede bir yazı yazmak istemiyorum. Kendi görüşüm, futboldan anlayan kişinin “imkanları dahilinde taraftarı olduğu takımın maçı olsun olmasın her takımın maçını izlemeye özen gösteren” bir kişi olması gerektiği yönünde. Televizyondan ya da canlı olarak hiç fark etmez.
Ben yıllardır futbol maçlarını seyrederim. Özellikle Avrupa Kupası maçlarında da maç saati bir işim olmamasına dikkat ederim. Çoğu arkadaşım belki bu yönümü bilmez. Ya da futbolla fazla alakası olan bir kişi olarak bilinmem, görünmem. Aslında nedeni çok basit. Her yerde, her kişiyle futbol muhabbeti yapmak istemiyorum. Bunun tek sebebi bu. Ne yazık ki millet olarak futbol yorumu yapmayı, futbol hakkında konuşmayı beceremiyoruz. Söylediğimiz iki kelimenin ardından üçüncü kelime ya karşı takımı kötüleyen ya da kendi takımımızı göklere çıkaran bir kelime oluyor. Oysaki futbol nihayetinde göreceli bir oyun. Herkes sahadaki oyunu ve maçın skorunu görüyor. Bunun üzerine çıkıp da “5 tane yedik ama iyi oynadık” derseniz bende size bilimum organlarımla gülerim, o muhabbeti de orada bitiririm. Çünkü 5 tane yiyen bir takımın iyi oynaması mümkün olan bir şey değildir. En azından karşınızdaki takım sizden kat kat iyi oynayan bir takım ki size 5 tane gol atmış.
Birde bayanların futboldan anlaması var ki bana göre üzerinde fazla da düşünülecek bir durum değil. Eğer ki karşınızdaki bayan sizinle futbol hakkında ağız dalaşına giriyor,”sizden daha iyi oynadık, hakem maçı sattı” gibi iddialı laflar kullanıyorsa yapacağınız tek bir şey vardır. “Onu bunu bırak da sen bana bir ofsayt nedir, açıklayıver?” Olay o noktada bitecektir. Takip eden 10 yıl boyunca bu bayan ermiş, ofsaytın ne olduğunu öğrenebilmek için uğraşacaktır. Öğrenebilir mi bilemem tabi. İşin daha da vahim tarafı Tanju’nun hala Galatasay’da oynadığını sanan bayanların olması. Onlar tabi biraz yaşça büyükler. Zaten belli bir yaşın üzerinde olanlara da gülüp geçersiniz. Prekazi ortaladı Tanju vurdu gol. Sene 1988…
Sezar’ın hakkını da sezara verelim. Gerçekten bu işten anlayan bayanlar da yok değil. Gerçekten bir erkek gibi maçı seyredip analizini yapan, üzerine yorum yapabilen, sahadaki oyundanbir şeyler çıkarabilen… Ama onlarında şanssızları şu ki: Erkeklerden çok farklı bir şekilde düşüncelerini dile dökmeleri. Bu noktada yine erkeklere futbolu bir bayandan dinlemek garip geliyor. Yani erkeğin “herif koydu kafayı kaleci apışıp kaldı” şeklindeki cümlesini bayan “adam kafasını topa vurunca kalecinin yapabileceği bir şey yoktu” şeklinde televizyon ağzıyla anlatması biraz garip. En azından futbolun o heyecanını dile getiren kelimelerin dışındaki kelimelerle…
Etiketler: Futbol, Galatasaray, mevsimlerle ilgili haber, Prekazi





