’99 Metallica Ali Sami Yen Konseri

12 Nisan 2009

Sahne

İnsan “vay be” demekten kendini alamıyor gerçekten. Bir de bakmışım tam on sene olmuş. 13 Haziran 1999’du arkadaşım Onur’la Metallica konserine gitmiştik. Hem de Metallica’nın Metallica olduğu dönemlerin sonuna yetişmiştik. Üstelik efsanevi, çekirdek kadro diyebileceğimiz o James Hetfield, Kirk Hammett, Lars Ulrich ve Jason Newsted’li Metallica kadrosuna.

1999 yılında Metallica yine Ahmet San’ın organizatörlüğünde gelmişti. Sponsor ise o zaman olup da şimdi olmayan köklü banka Sümerbank’tı. Arkadaşım Onur’la biletlerimizi bir hafta öncesinden Kıbrıs Şehitleri’ndeki İletişim Kitabevi’nden almıştık. Ama ne geçmez bir hafta olmuştu benim için. Yıllardır dinlediğim, televizyonun karşısında çıksa da izlesek diye saatlerce beklediğim Metallica’yı canlı izleyecektim. Düşündükçe insan bir rüyada olduğunu ve az sonra uyandığında büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağını zannediyor. Hani gördüğünüz güzel bir rüyadan uyanınca olur ya. Hepimizin başına gelmiştir. Resmen arkadaşımla gün sayıyorduk. İstanbul’a beş otobüslük bir turla gidiyorduk. Konser Pazar günüydü. Biz Cumartesi akşamı Cumhuriyet Meydanı’ndan yola çıkacak ve sabah İstanbul’da olacaktık.

Yola çıkma günü geldi ve arkadaşım Onur’la biraz konser havasına girebilmek adına akşamüstü buluştuk. Zaten konsere gidecekler o gece Alsancak sokaklarında cirit atıyorlardı. Sırt çantalı, uzun saçlı, siyah tişörtlü tipler. Saat 9 gibi birer biraz aldık ve Kıbrıs Şehitleri’nde çello ve gitar çalarak müzik yapan iki müzisyenin yanına oturduk. Bizim yanımızda başka insanlar da vardı dinleyen. O anda yoldan geçen iki polis bizim bira içtiğimizi görüp yanımıza geldiler ve bulunduğumuz yerde bira içmenin yasak olduğunu söylediler. Ben zaten bitirdiğim şişeyi kalkıp çöpe atmak için çöpe doğru yöneldiğim sırada arkadaşımın polislerle ağız dalaşına girdiğini gördüm. O an için aklımdan konsere değil de karakola gideceğimiz geçti. Hemen koştum yanına. Neyse ki bizimle orada bulunan bir bayan polisleri yatıştırmasını becerdi de konsere gitme planımız suya düşmedi.

Cumhuriyet Meydanı’na geldiğimizde karşılaştığımız manzara dehşet vericiydi. Binlerce kişi. Annesiyle gelen ufaklıklardan tutun da yaşı 50’yi geçmiş kişiler bile vardı konsere gitmek için orada bulunan. Saat gece 12’de bindik otobüslere ama ne biniş? Organizasyon sıfır. Herkes bulduğu yere oturmasın mı? Yer bulabildik gerçi ama boşu boşuna bir vakit kaybı oldu. Neyse çıktık yola. Hemen tabi arkalardan bir çocuk ön tarafa doğru elinde bir kasetle gitti. Hemen çok yüksek volümde Metallica çalmaya başladı tabi. Bu beklediğimiz bir şeydi. İlerleyen dakikalarda ışıklar söndü insanlar uyumaya başladılar. Ama Metallica hala kasette çalmaya devam ediyor. Yani normal bir insanoğlunun o volümde uyuyabilmesine imkan yok. Ama herkes uyuyor. Derken kasetin ön yüzü bitti. Bir sessizlik tabi. Aradan iki üç dakika geçti. Normal olarak şoförün kasetin arka tarafını çalmaya niyeti yok. Derken arka taraftan aynı çocuk yine şoförün yanına gitti de diğer taraf da çalmaya başladı.

Neyse sabah altı civarı Bursa’da mola verdik. Ama görmeniz lazımdı. Akşam Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan kalabalık bu sefer otobüs firmasının dinlenme tesislerindeydi. Zaten biz otobüslerden inince orada bulunan başka otobüslerin yolcuları hemen otobüslerine geri döndüler. Bağıra bağıra küfür edenleri, uygunsuz hareket yapanları görünce en uygunu oydu tabi.

Sabah saat 9 gibi Ali Sami Yen stadının önünde otobüslerden indik. İlk işimiz stadın yanına gidip herhangi bir kuyruk olup olmadığını öğrenmekti. Baktık ki henüz bir şey yok karnımızı doyurmaya karar verdik ve bir börekçiye girdik. Önümüzdeki saatlerde yaşayacağım büyük açlıktan habersiz bir şekilde son yemeğim olan su böreğini de afiyetle yedim. Bu arada elbiselerim de tam 16 saattir üzerimdeydi. Yemeğimizi yiyip tekrar stadın önüne geldiğimiz de şoke olmuştuk. Çünkü oluşan kuyruğun en sonundan stadı bile göremiyordunuz. Biraz aptallık ettik ve kuyrukta çok geride kaldık. Hayatımda ilk defa cadde köşeleri dönen kuyruk görüyordum. Saat sabah 10’u gösteriyordu. Yani konserin başlamasına tam tamına 11 saat vardı ve biz kuyruktaydık. Güneşin tepemize gelip yakıcılığını göstermesiyle birlikte kuyrukta bulunanlarda kendilerini yerlere bırakıverdiler. Ne de olsa stadı giriş başlamadığı için kuyruk da olduğu yerde duruyordu.

Bazı yerleri kısa geçiyorum. Akşamüstü saat 5’e geldiğinde stadın kapılarının açıldığı ve girişlerin başladığı haberini aldık. O saatten sonra kuyruk iyi bir şekilde ilerledi. Saat 6 civarı stattan içeri girdik. Ama ölmüş bir vaziyetteydik gerçekten. İçeri girdiğimizde büyük bir sürprizle karşılaştım. Çünkü kuyrukta önümüzde bulunan çoğu kişi konseri tribünden izlemek için bilet almışlardı ve saha içi hala boş sayılırdı. Hemen koştuk ve sahneye yaklaşık 10 metre uzaklıkta bir yerde konuşlandık. Yerimiz gerçekten iyiydi ve saha içinden konseri izleyecek en şanslı kişiler arasındaydık. Bu arada tişörtüm, kotum ve ayakkabılarım tam tamına 25 saattir üzerimdeydiler. Hatta tişörtüm terden üzerime yapışmıştı bile.

İçeri girince düşündüğüm ilk şey o devasa sahnenin gözüme ufacık gelmesiydi. Stadyumun bir tribününden diğer tribününe kadar olan bir sahne nasıl olurdu da ufacık gelirdi insanın gözüne? Hayır, aslında asıl konu sahnenin ufaklığı değil Metallica’nın büyüklüğüydü. O sahne Metallica için bile çok ufaktı benim gözümde. İçeri girdiğimizde sahnede arkada ve yukarıda bulunan davulun başında Lars’ın davul teknisyeni oturuyordu. Açıkçası ne yapmak istediğini bilmiyorduk. Sürekli aynı şekilde davula vuruyordu. Çalmıyordu ama sadece vuruyordu ve her vuruşunda iç organlarımız ağzımızdan dışarı çıkacak gibi oluyordu. Tam tamına 75.000 watt. Bu düzeyde bir ses seviyesi her kişinin hayatı boyunca maruz kalabileceği bir ses seviyesi değil. Bunu anlamak için yaşamak gerek. Bir süre sonra bu adamın yaptıkları orada bulunan kitleyi rahatsız etmeye başladı. Bir şey çalsa amenna. Fakat sadece vuruyor davula. Tabi küfürler de başladı adama. Adam da elleriyle “ne yapayım?” gibilerinden bir işaret yaptı. Bir süre sonra da davulun başından ayrıldı.

Saat 7 civarı ön gruplarda sahneye çıkmaya başladılar. Fakat Metallica gibi bir grubun önünde çıkmaları için çağırılan Kurban ve Megalomaniax seyirciden büyük bir tepki gördüler. Önce çıkan Megalomaniax Tarkan’ın A Acayipsin şarkısını Metal olarak coverlayınca zaten olay orada koptu. Su şişeleri sahnede gruba doğru fırlatılmaya başlandı. Daha sonra Kurban sahneye çıktı. Onlara gelen tepki daha da korkunçtu. Üstüne üstlük vokalistlerinin “Biz ilk defa bu kadar büyük bir kitleye çalıyor ve kimse bizi bu zevkten mahrum edemez” söyleri seyirciyi iyice çileden çıkartmıştı. Arada güvenlik elemanları olmasa zaten millet sahneye çıkacaktı. Neyse onlarda sahneden indikten sonra saat 8 civarı bu sefer Metallica’nın turnelerinde birlikte dolaştıkları Monster Magnet grubu çıktı sahneye ve vokalistlerinin sahneye çıkar çıkmaz söylediği ilk söz “Metallica’ya az kaldı. Biz de onları dinlemek için sabırsızlanıyoruz” oldu. İlk bakışta önemsiz gibi görünen bu laflar aslında çok profesyonelce yapılmış bir davranıştı. Monster Magnet sadece bu lafla 40 bin kişinin desteğini almıştı bile. Bizim dallama gruplarımız da çıkıp egolarını tatmin etsinler. Üstüne üstlük seyirciyi de karşılarına alsınlar. Ne denir ki daha?

İşte o an gelmişti. Saat tam tamına 9 olduğunda tüm ışıklar söndü ve “İyi, kötü, Çirkin” filminin müziği ve Metallica’nın sahneye çıkmadan önce çaldıkları Ecstacy Of Gold başladı. O üç dakikalık şarkı sanki bir saat sürmüştü. Bitmiyordu bir türlü. En sonunda bitti ve kısa süren bir sessizliğin ardından James’in “So Fucking What” sözlerinin ardından So What parçası başladı. Ama sahne hala karanlıktı. Bir an önce ışıkların yanmasını bekliyordum. Birden bire ışıkların yanmasıyla birlikte yıllardır hayalini kurduğum olay gerçek olmuştu. Sadece metrelerce uzağımda canlı çalıyorlardı. Gözümün içine bakıyorlardı. 40 Bin kişi bir ağızdan söylüyordu parçaları. Konserden önce herkes için büyük bir merak konusu olmuş sahnenin önünde boydan boya uzanmış boruların ne olduğunu konser başlayınca anladı. O borulardan havaya doğru yaklaşık 20 metre yüksekliğinden alevler çıkınca… Saçımız, kaşımız her bir yanımız o alevlerin verdiği sıcaklıktan yandı adeta. 3 saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Rüya gibiydi ve bir rüyanın tüm özelliklerini taşıyordu. Çünkü konsere dair pek bir şey hatırlamıyordum. Çok kısa sürmüş gibiydi ve aniden bitmişti.

Konserden sonra stadın önünde otobüslerimizi beklemeye başladık. Arkadaşım Onur yorgunluğa fazla dayanamayıp uyumaya başladı. Kendisi o durumla ilgili olarak hep “ilk defa ayakta uyudum” der. Resmen öyleydi. Kotum, tişörtüm ve ayakkabılarım tam 32 saattir üzerimdeydi. Leş gibiydim adeta. O anda orada herkes aynı durumda olduğu için bu pek de önemli değildi aslında. Saat gece 1 civarı otobüslerimize bindik ve İzmir’e doğru yola çıktık. En son yediğim yemek sabah yediğimi börekti ve koltuğa oturur oturmaz midem bulanmaya başladı. Çantamdan İzmir’den aldığım bisküviyi yemek için çıkardım fakat yiyemedim. Arkadaşım ve otobüste bulunan herkes zaten otobüse biner binmez derin bir uykuya dalmışlardı bile. Bense midemin bulanmasının geçmesini bekliyor ve feribota ne zaman bineceğimizi hesaplıyordum bir taraftan. Çünkü o zaman tuvalete gidebilecektim. Derken o yorgunlukla bende uyumuşum. Bir uyandım feribot hareket ediyor. Hemen otobüsten inmek için harekete geçtim. İlk önce koridor tarafında oturan arkadaşımın üzerinden bir hamleyle geçtim. Sonra koridora bir baktım ne göreyim? İnsanlar yerlerde yatıyorlar adeta. Bin bir güçlükle otobüsten aşağıya inebildim.

Saat sabah 10 civarı otobüse bindiğimiz Cumhuriyet Meydanı’nda otobüslerden indik. Ölmüş, bitmiş, perişan bir vaziyette. Saat 11’de eve geldim ve televizyonda saat başı haberleri vardı. Orada “Metallica İstanbul’u salladı” haberini görünce bir tuhaf oldum. Bir gün önce gördüklerimi bu sefer televizyonda görüyordum. Garipti gerçekten. 42 saattir üzerimde olan kotumu, tişörtümü ve çoraplarımı “bin bir güçlükle” çıkartabildim üzerimden. Ama umurumda değildi hiçbir şey o an için ve hep derim ki hayatında Metallica konserine gitmeyen bir kişi konsere gitmiş sayılmaz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yap

ular

  • Yazı Takvimi

    Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829  
  • Bir Yıl Önce

    • Bu tarhte yazı yoktur
  • Facebook

2008 - 2012 MemoBlog
Atari Oyunları